Sözde ATATÜRKÇÜLERİN başka işleri kalmadıda,Yüksek öğretim okullarında başörtüsü serbest olsun diye çıkarılmaya çalışılan yasaya karşı çıkmak için Atatürkçü Düşünce Derneği mensupları başörtüsüne hayır mitingi düzenleyeceklermiş.
Anlamadığım konu şu;
Elin top sakallısı,mini etekli gidiyorda ve de dövmeli kişiler başörtülü kişiler neden gitmesin?
Sanki kurtuluş savaşı yıllarında cepheye cephane taşıyan o vefakar ve bir o kadarda cefakar anadolu kadını mini etekliydi?
Başörtüsü'nün TÜRK kültürüyle bir alakası yokmuş!
Olabilir.
Kravat hangi topluluğun kültürüne bağlı bilen varmı?
Ama kendilerini ATATÜRKÇÜ diye lanse eden bu topluluk diyor ki;
ATATÜRK bize batıyı gösterdi.
Ama bende diyorum ki;
Atatürk bize batı kültürünü örnek almamızı değil,batının ilim ve biliminden faydalanmamız için bizlere batıyı gösterdi. _________________ nerede bir TÜRK varsa,
orada koskoca bir TÜRKİYE vardır.
Kayıt: Nov 20, 2004 Mesajlar: 231 Nerden: İstanbul
Tarih: 31.Oca.2008,Prş 04:47 Mesaj konusu:
Son dönemde gerçekten haber izleyemez oldum öyle gereksiz konular konuşuluyor ve suni gündemler oluşturuluyorki Allah YARDIMCIMIZ OLSUN.
Baş örtülü bayanların sanki baş örtüsüyle üniversiteye girmesiyle ülkenin rejimi tehlikeye girecekmiş gibi yaygaralar kopartıyor ve siyasi bir sembol değil sadece inacımızla alakalı olan bir bayanın örtünmesi konusu televizyon programlarında nazi sembolleriyle aynı kefeye konulup tartışılır bir hale getirildi.
Aslında toplumumuzun bu çeşit bir kaygısı yok. Zaten %99 u müslüman ve başötrüsünün inaç gereği olduğunun bilincinde... Osmanlı zamanında hıristiyana dahi inancını yaşamada büyük hoşgörü gösteren türk milleti nasıl oluyorda kendi inancını yaşamaya çalışan kendi milletinin içindeki insanlarına engel olacak. İşte ben buna inanmıyorum ve diyorumki ben bu olanları ''bazı kimselerin kokuları var ve bu korkular bu şekilde dışarı aksediyor'' diye algılamıyorum. Bu ülkede kökeni ne türk nede müslüman olan ama gerek medyanın büyük kısmını , gerek ülkenin kritik noktalarını ellerinde tutan ve ülkenin en zenginlerini oluşturan bu kesimler müslüman ve istikrarlı Türkiyeden yana değil... _________________ Müsahamalıysak kim demirş uysal koyunuz
Kesilir ama çekmeye gelmez boynuymuz....
Kayıt: Mar 27, 2007 Mesajlar: 77 Nerden: yağcılar,köyü
Tarih: 06.Şub.2008,Çrş 04:20 Mesaj konusu:
Ben türkiyenin %99 unun müslüman olduğuna inanmıyorum,ki olsaydı deniz baykal gibi biri %20 oy almazdı.
Bunlar utanmadan sıkılmadan atatürk,ü neredeyse solcu diyecekler.
Gelişen bir sürü olaylar var,ben şaşkınlıkla seyrediyorum.Şu dtp lilere kimse dur demiyor adamlar teröristlere kalkan olmak için gidiyor, kimse bunlar ne yapıyor demiyor,analarımızın bacılarımızın eşarbıyla uğraşıyorlar.
Yani ülke bölünsün önemli değil ama türk kızlarının başı kapalı olmasın,yani başörtüsü olayı milli davayı geçti.
ben anlayabilmiş değilim başörtüsü kanununa gösterilen ilgi niye bu dtplilere gösterilmiyor.
adamlar bi silahlanmadıkları kaldı _________________ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Kayıt: Oct 29, 2006 Mesajlar: 415 Nerden: istanbul
Tarih: 06.Şub.2008,Çrş 06:39 Mesaj konusu:
Hesap ve mantığı, cesaret ve imanla Çanakkale savaşlarında iflas ettiren Türk Milletinin o günden beri imanını zayıflatmak için elinden geleni yapan Mason,siyonist,ermeni ve misyonerler ve bunların desteklediği çoğu medya gurupları büyük holding patronları,Cumhuriyet diye dinsiz bir kimlik yaratma peşindeler.İlim öğrenmek isteyen imanlı kapalı abla, kardeş,bacılarımızı üniversitede istememeleri normaldir geleceğin anneleridir çünkü imanlı ilimli gençlik yetiştireceklerdir.Vatan sevgisi imandandır.Mhp samimi olarak bu konun çözümü için desteğini belirtmiştir.Türk Milleti bir kadının başındaki örtüden korkacak değildir,1000 yıl kadar yakın tarihinde herkese göstermiştir kadının başındaki örtüden korkanlar Türküm diye dolaşan devşirmeler, masonlar yada misyonerlerdir. _________________ Türk;Türkü Allah Türkü korusun...
İslamiyet Ruhumuz Türklük Bedenimizdir.
Kayıt: Mar 27, 2007 Mesajlar: 77 Nerden: yağcılar,köyü
Tarih: 24.Şub.2008,Pzr 22:30 Mesaj konusu:
Eğer inanmadan örtünüyorsanız, başörtüsünü çıkarınız.
Eğer siyasi simge olarak örtüyorsanız, çıkarınız.
Eğer mahalle baskısı ile örtüyorsanız çıkarınız.
Eğer babanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.
Eğer kocanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.
Eğer ağabeyinizin baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.
Eğer yaşadığınız ortamda prim yaptığı için örtüyorsanız, başörtünüzü çıkarınız.
Eğer gelenek olduğu için örtüyorsanız, çıkarınız.
Eğer sizi güzelleştirdiği için başınızı örtüyorsanız, çıkarınız.
Eğer Allah için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.
Eğer inandığınız için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.
Eğer dini gereklilik için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz devam ediniz. Ancak artık özgür olmadığınızı unutmayın. Başörtüsü ile sakız çiğneyerek dolaşamazsınız. Karşı cinsle sarmaş dolaş olamazsınız. Artık temsil ettiğiniz bazı değerlerin var olduğunu unutmayınız.
Eğer inandığınız için örtünüyorsanız içini doldurunuz. Dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, hoşgörünüzle örnek olurken; ahlakî anlayışınız, oturup kalkışınızda da daha dikkatli olmalısınız.
Çünkü başörtüsü sizin için hem bir hak hem bir değerdir.
Haktır; çünkü sonradan çıkarılmış bir kavram değildir. 1400 yıllık bir geçmişi vardır. O halde örtündüğünüz gibi yaşayın. Yaşadığınız gibi örtünün.
Karşı çıkanlar:
Başörtüsüne size ölümü hatırlattığı için karşıysanız, vazgeçiniz. Ölüm vardır ve gerçektir.
Başörtüsüne din karşıtlığınız sebebiyle muhalifseniz, vazgeçiniz. Dinin teselli etme ve hayata anlam katma gücünü yok edemezsiniz.
Başörtüsüne korktuğunuz için karşıysanız, korkunuzu analiz ediniz.
Korkunuz dini bir veriden kaynaklanıyorsa, o veriyi tartışınız.
Korkunuz dinin yanlış yorumlarından kaynaklanıyorsa, doğru yorum bulmak ya da oluşturmak için mücadele ediniz.
Korkunuz küçük kentler ve Anadolu'daki mahalle baskısı ile insanlarla diyologa giriniz. Birlikte yaşama bilincini oluşturmak gibi bir misyon üstleniniz. Yasağı yasakla gidermek çözüm olamaz.
Korkunuz İran gibi olmaktan kaynaklanıyorsa, başörtüsüne karşı çıkmak yerine radikalliğe karşı çıkınız.
Korkunuz Atatürkçülüğün tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa hangi Atatürk'ü savunduğunuzu sorgulayınız.
Korkunuz Cumhuriyetin tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa "Tek Parti Cumhuriyeti"ni mi, "Çok Partili Cumhuriyeti" mi savunduğunuzu sorgulayınız.
Korkunuzun sebebi özgürlüklerin kaybolması ise, ise herkese özgür yaşayacağı ortam sağlayacak çözümler üretiniz.
Korkunuz laikliğin tehlikede olmasından ileri geliyorsa, laiklikle din karşıtlığını karıştırıp karıştırmadığınızı sorgulayınız.
Korkunuz sahip olduklarınızı yitirmekse, elde ettiğiniz varlıklara "düşünceye karşı düşünce" yöntemiyle mi mücadele ediyorsunuz, bunu sorgulayınız.
Başörtülü birini gördüğünüzde size 'dinsiz' denildiğini hissediyorsanız, vazgeçiniz. Çünkü bu sizin algınız olabilir. Niyet okuyarak hükme varmak, insanı realite körlüğüne götürür.
Başörtülü bir kadını gördüğünüzde, 'dinde böyle bir uygulama yok' diye düşünüyorsanız, bırakınız onu konunun uzmanları söylesin. Bilimsel cahillik yapmayınız.
Başörtüsünü 'gericilik' olarak değerlendiriyorsanız, asıl gericiliğin öğrenme hakkını engelleme olduğunu görünüz. Gericilikle mücadele cehaletle mücadeledir; dinle mücadele değildir.
Başörtülüleri 'kendilerini kısıtlayan insanlar' olarak görüyorsanız, inandığı değerler için zevklerinden vazgeçenlere saygı duyunuz.
Başörtülüler size 'Usame Bin Ladin'i hatırlatıyorsa, zihin haritanızı değiştiriniz. Radikal din anlayışının, İslam dininin ilk doğuşunda üç halifeyi öldürdüğünü unutmayınız.
Bir insanın başının zorla kapatılmasından yana iseniz, ceberutsunuz. İslam tarihinde selefi, harici radikalizm yorumu bunu öngörmüştür.
Bir insanın başını zorla açtırıyorsanız yine ceberutsunuz. Bu durum, din karşıtlığını dogma haline getirdiğinizin ispatıdır: Kendinizle yüzleşiniz. Belki de 'Modern Tiran'lığı savunuyorsunuz.
Güç kullanarak kendi dogmalarınızı kabul ettirmek istiyorsanız, siz Ortaçağ'a aitsiniz. Dinî görünümlü ya da modern görünümlü olmanız fark etmez.
Siyasî talebi olmayan bir genç kızın inançlarının gereğine göre yaşamasına karşı çıkıyorsanız, laikliğe de karşı çıkıyorsunuz demektir.
Siyasî talebi olmayan bir ailelerin çocuklarına dinin öngördüğü ahlakî normları öğretmeyi, din dersi vermelerini laikliğe aykırı görüyorsanız; bu davranış bilimsel, çağdaş, ilerleme ve aydınlanmaya uygun değildir. Alternatif üretiniz.
Siyasî talebi olmayan ama dinini yaşamak isteyen doktora, mühendise, subaya karışmayınız. Aydınlanmanın Descartes döneminde takılıp kalmışsınız demektir. Allah'a hesap verme duygusu yaşayan bir subay ya da doktor ülke için şanstır.
Siyasî talebi olmayan ama dinin teselli gücünü, yaşama anlam katma özelliğini ve ölümden sonraki hayatı öngörme fikrini bilimle birleştirenlere karşıysanız, bilimsel gelişmeye ve düşüncenin ilerlemesine de karşısınız demektir.
Başörtüsüne 'bazı siyasîler sahip çıkıyor' diye karşıysanız, demokratlığınızı sorgulayınız.
'Başörtüsü istismar ediliyor' diye düşünerek muhalefet ediyorsanız, istismar edenle etmeyeni anlamanın en iyi yolunu deneyiniz.
Bu konuyu istismar edeni etmeyenden, önyargılı olanı olmayandan ayıran laboratuar, sosyal alanlardır. Üniversitelerde serbest bırakın. Üç, beş sene gözlemleyin. Eğer kamu düzeni bozulursa ve başı açıkların hakları ellerinden alınırsa, aptallık yapmayın; mücadelenizi verin.
Eğer askerseniz ve sezgileriniz, Türkiye'nin geleceğini tehdit edecek bir tehlikeyi haber veriyorsa; üniversiteler sizin için birer sosyal psikoloji laboratuarı olacak. Böylece siz de deneyecek ve göreceksiniz: Kamu düzeni, provokasyonlara rağmen bozuluyor mu bozulmuyor mu?
İnsan davranışlarının dilini, yalan söylenip söylenmediğini, niyetleri anlamayı ve korkuları yenmeyi gösterecek en iyi yol, deneme sınamadır.
Deneme-sınama yöntemi her zaman risklidir, ancak radikalliği önlemek için bu riski göze almak gerekir.
Adalet, cesaret istediği gibi doğruları bulmakta, risk almayı gerektirir.
Özgürlük ve barış tarihte hiç kolay elde edilmemiştir.
Bazıları başının dışını örtüyor, bazıları içini örtüyor. Bunun için sosyal psikoloji laboratuarı en etkili bilimsel deney ve gözlem yeridir.
Türkiye kendi modernizmini geliştirmek dünyaya model olma şansını yakalayabilir.
Bu konuda da rehberimiz akıl ve bilim olmalıdır.
Bilim inancı taklit etmez ama tehdit de etmez. İnceler, rapor eder ve tarih sahnesine sunar. Özellikle üniversiteler hiçbir fikre kapısını kapamazlar. Analiz ederler, yorumlarlar. Evrensel yaklaşım bu olmalıdır.
İnanç bilimsel kategoridir. Üniversitelerin sosyal psikolojik laboratuvar olması fırsatını kaçırmayalım. Türkiyemiz bu sınavı dünyaya örnek olacak şekilde aşması dileğiyle _________________ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız