BİR ÖZÜR, BİR DİLEK

İlkokula gittiğim dönemleri hatırlıyorum da her kışın en az bir çocuk boyunda kar yağardı hatta örküler tahta kürek ile kürenir yollarda büyüklerimiz tarafından bizim yürümemiz için iz vurulurdu. Saçaklarda da boyumuz uzunluğunda su kütlelerinden donmuş buz sarkıtları oluşurdu. Şimdilerde küresel iklim değişikliğimi nedir bilmiyorum ama mevsimlerin olağan seyri değişti ve bizim çocukluğumuzda hatırladığımız yükseklikte kar yağmıyor artık İkizdere vadimize.

Kar, bir yağış çeşidi, altı köşeli kristal yapısı ile yapılan tüm araştırmalara rağmen, şimdiye kadar aynı büyüklükte ve aynı şekilde iki kristal içermeyen su molekülü içeriğinde, çapları, 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gr olan kar tanecikleri havanın direnci ile yere düşer, havada asla birbirine yapışmaz, güneş ışığını tamamen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler.

Kar, silik bir uğultu, ardından sert bir soğukla sürekli hatırlanır daha çok. Mevsimlerin en vicdanlısı, en temizi, safı, berrağı, masumiyet karinesi, en cana sarınmanın, sarmalanmanın, sarmaşıklaşmanın halidir İkizdere vadisinde kış. Beyaz, saflığı, temizliği, masumiyeti temsil eder. Yaşanan kötü deneyimlerden sonra tertemiz, bembeyaz bir sayfa açılması ile söze başlarız hep. Kar, toprağı korur, nemli tutmasını sağlar, yeryüzü ve yer altı su rezervlerinin ana kaynağıdır aynı zamanda. Bereketin de başlangıcıdır.

Efendim, 1988 yılında Erzurum İnşaat Emlak Dairesinde kontrol mühendisi olarak istihkâm asteğmenlik yaparken halamın kızı Erzurum’da yaşıyordu yanında kaldığı kayınbiraderi askere gitmişti ve onun kayak takımlarını ödünç olarak alıp, palandökene kaymaya giderdim. Ve arkadaşlarla bu işi hafta sonlarının rutinine çevirmiştik. Ben çok sporla ilgili biri değilim ama kayak kaymanın insanı tamamen deşarj ettiğine Palandökende bire bir tanık oldum.

Yine İlçemizin kar yürüyüşü ile ilgili üç doğa sevdalısı insanın (Ali Rıza Coşkun, Hakan Karagöz, Hasan Kuy) çabalarını takdir ederek izliyorum. Bu yıl İkizdereliler Derneğimizin Başkanı kardeşim Olgun’da (bir miktar fazlalık kg.ları ile) katılacakmış yürüyüşe, tüm katılımlara tık nefes olmadan yürüme enerjisi diliyorum.

Ancak, benim bu yazıyı yazmamın nedenine gelmek istiyorum. Zamanını tam olarak hatırlamadığım bir gün Çalıştığım Kamu Kurumundaki ofisimde yoğun bir çalışma halinde iken cep telefonum çaldığında bende kayıtlı olmayan bir numara gördüm. Çok ilgili olmadan yanıtladım, çok kibar, nazik bir beyefendi edası ile kendini tanıtan Hasan Kuy bey, kar yürüyüşüne yönelik katılımcıların konuşlanacağı Aşağaki yayla mevkiinde inşası planlanacak bir tesisin avan projesi ile ilgili benden yardım talep etti. Kendisinden proje ile ilgili girdileri, dataları alarak teknik ofisimizde çalışan mimar kardeşlerimizden birine bu işin mesai saatleri dışında yapmak kaydı hazırlamasını rica ettim. Kendisi başladı ve bir miktar eskiz çalışmaları yaptı. Bana da gösterdi son konturları da beraberce konuştuk çalışmalarına devam etti, ancak mimar kardeşimiz maalesef doğum iznine çıktı, anne oldu ve şu anda Asya bebeği ile ilgileniyor.

Şunu ifade etmek istiyorum ki bu konudaki gecikmiş bir söz için sevgili Hasan Kuy bey kardeşimden özür diliyorum ancak Aşağaki yaylada düşünülen Kış Turizmine yönelik tesisin avan projesi için sözümün arkasında olduğumu da vurgulamak istiyorum.

Ünlü Çinli Bilge Lao Tzu’nun; “En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” sözünü, İlçemizin Kış Turizminin gelişmesine yönelik olarak önemsiyorum.

Bu yıl 6. gerçekleşecek olan Çağrankaya kar yürüyüşü katılımcılarına başarılar diliyor, tüm İkizdere vadisine selam yolluyorum.

Nizamettin Biber

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.