CANI GÖNÜLDEN ADAY!

İkizdere son yıllardaki en hareketli, en renkli seçim günlerini yaşıyor. Üstelik bu rekabet ortamı aday isimler sayesinde il genel meclis üyeliği, belediye meclis üyeliği gibi alanlarda da sürüyor. Yani şükür, sadece partiler yarışmıyor ilçemizde! Hedefler ve kişisel liyakat, ehliyetler de öne çıkıyor. Muhtarlıklardaki kıyasıya yarışı demeye zaten gerek yok. İkizdere yine hararetli Muhtarlık seçimlerine gebe!

İkizdere Belediye başkanlığı için kervana son katılan ve bağımsız aday olan Melik Nihat AZAKLI ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Uzun yıllar hemşeri derneklerindeki çalışmalarıyla adından sıkça söz ettiren M.Nihat AZAKLI’ya neden aday olduğunu ve vaatlerinin neler olduğunu sorduk.

Yarışan tüm adaylara başarılar dilerken, Allah’tan, seçim sonuçlarının İkizdere’ye en hayırlı şekilde sonuçlanmasını temenni ediyoruz.

Niçin aday oldunuz?
Bugün bakınca İkizdere’nin dinamik bir belediyeciliğe ihtiyacı hissediliyor. Bu noktada çok fazla talep geldi. En son İkizdere’ye geldiğimde hemşerilerimiz sağolsunlar büyük teveccüh gösterdiler. Doğduğum büyüdüğüm memleketime hizmet edebilmek için herhangi tereddüt duymadan adaylığımı açıkladım. İnşallah İkizdere’ye dinamizm getirmeye, makûs talihini değiştirmeye talibim.

Biraz geç oldu fakat adaylığınız?
Evet, geç oldu. Bahsettiğim gibi bu konuda gelen talepleri karşılamak konusunda İkizdere’ye gittim. İnsanımızın belli heyecanları vardı bunla ilgili. Biraz kişisel bir risk aldığım söylenebilir, geç aday oldum. Ama hiçbir endişe duymadan aday oldum. Sağı solu çok düşünmedim, hizmet edebilmek aşkıyla can-ı gönülden aday oldum. Mevla İkizdere için hayırlısını nasip etsin. Bir de yani geç oldu ama hazırlık aşamasıyla birlikte seçim çalışmalarımızı yürütmemizi de sağladı bu. Hazırlık sürecini de bizzat hemşerilerimle beraber, onlara danışarak geçirmiş oldum. Belki bunun bereketiyle daha güzel daha kolay oluyor işlerimiz. Şuan bu sayede beklediğimizden daha güzel bir aşamadayız.

Kervan yolda düzüldü yani.
Benim çok sevdiğim, hayatımda şiar edindiğim bir sözü var Hz. Ali’nin. “En akıllı kişi, akıl danışan kişidir”. Danışarak aldığınız karar daha samimi daha kuvvetli oluyor. Uygulamaya geçirmekte de insan daha inanarak hareket edebiliyor. Özellikle gençlerimizi bu noktada takdir etmem gerekiyor. Kendi kuşağımı biliyorum, onların samimiyetlerine güveniyorum. Ama buradaki gençlerimizi bu kadar tanımıyordum. Gerçekten çok pırıl pırıl gençlerimiz var. Çok arzulu, İkizdere için hayalleri, heyecanları olan gençlerimiz var. İnşallah İstanbul’da olduğu gibi burada da gençlerle beraber çok aktif, dinamik bir biçimde çalışmalar içerisine gireceğiz.

Gençler demişken ondan devam edelim. Gençlere dair ne gibi önerileriniz var?
Gençler önemli. İstanbul’da gerçekten örnek olacak nitelikte bir gençlik kolları kurduk derneğimizde. 1 yılın içinde 30’u aşkın etkinlik gerçekleştirildi. Halı saha turnuvaları, voleybol turnuvaları, sinema ve tiyatro etkinliklerine katılımlar oldu. Tanışma kaynaşma geceleri düzenlendi. Onlara imkân verildiğinde çok daha yukarı seviyelere taşıyabiliyorlar bayrağı. Şuan halen çok faal bir şekilde derneğimiz Gençlik kolları çalışmalarını sürdürüyor. Burada yapmamız gereken ilk şeylerden biri de bu.

Peki, sizce İkizdere’nin en temel sorunu nedir?
İkizdere’nin hiç bitmeyen sorunu göç. İlçemiz müthiş bir durgunluk yaşıyor. Bu durağanlığın ilçemize maliyeti de maalesef çok büyük. Kapatılan devlet kurumları, bitmeyen göç sorunumuz bunun sonucudur. Bu durum yeni atılımlarda bulunması gerekirken olanlarını da kaybetmesine yol açıyor. İlçemizin üzerine zift gibi yapışan durgunluğu el birliğiyle kaldırmamız gerekiyor. Doğum yeri İkizdere olup, çeşitli sebeplerle göç etmek durumda kalmış çok hemşerimiz var. Bu İkizdere için de önemli bir iç turizm de sağlıyor. Burada ilçenin potansiyelini daha etkin kullanmaya başladığımızda her mevsim yaşanan bir ilçeye dönüşebiliriz. Kısacası durgunluk giderildiğinde hem göç engellenmiş hem içte yeni fırsatlar doğmuş olacaktır.

Göçü engellemekten bahsettiniz. Araya bir de özel bir soru katalım. Sizinle ilgili bir de söylenti var. İkizdere’de oturmayacağınıza dair…
İkizdere çarşıda ve Çağrankaya yaylasında evim var. Bu iddialar gerçeklikle ilişkisi olmayan iddialar. Tabii ki İkizdere’de oturacağım. Kastedilen makam koltuğu ise o manada doğrudur bu dediğiniz. Hizmet için bürokraside, iş dünyasında yer edinmiş tüm İkizderelilerin kapısını çalıp İkizdere için neler yapabileceklerini görüşeceğim. İkizdere’nin menfaati neredeyse çekinmeden oraya gideceğim.

İlk etapta neler yapmayı planlıyorsunuz?
Benim iddiam, neredeyse maliyetsiz bir şekilde ilçemizin yüzünü güldürebileceğimiz yönündedir. Açacağımız yollarla Şimmi vadisini arıcılık havzasına dönüştüreceğiz, Poze’yi güzel bir piknik alanına. Şuan ulaşıma açılmış Manle şelalesi de eşsiz bir manzaraya sahiptir. Merkeze de çok yakın. Buraları daha kullanışlı hale getirip, İkizdere’yi biraz açmalıyız. Sosyal ve ekonomik manada İkizdere’nin kat etmesi gereken çok yol var. Şöyle bir şey daha var, özellikle burada görev yapan memurlarımızla ilgili. Onların burada imkânları çok kısıtlı. Sosyal hayat anlamında ilçemiz maalesef çok geride. İkizdere’ye yeni yaşam alanları sunup herkesin hizmetine açmalıyız. Kültür sarayını daha işlevli bir yapıya dönüştürmemiz gerekir. Bu gibi işler, maliyetten ziyade ilgi, gayret isteyen şeyler. İkizdere’nin sosyal kültürel yönden gelişime ihtiyacı var.

Peki, başka planlarınız, projeleriniz, vaatleriniz nelerdir?
İkizdere’yi ışıl ışıl bir kente dönüştürmek düşüncesiyle bazı planlarımız var ama bunları böyle projeler, vaatler gibi söyleyip pembe tablolar çizmek istemem açıkçası. Bu benim mizacımıza uygun değil. Ben görev sürem boyunca çalışmaya, hizmet üretmeye çabalayacağım. Allah vekil bunu yapmaya adayım. Tek vaadim ve dileğim; görev sürem sona erdiğinde her İkizdereli’nin farkı göreceği bir İkizdere bırakmak. Yani tek vaadim kimsenin kuşku duymayacağı çalışkanlığı ve üretkenliği göstermek olur. İlk etapta yapacağımız büyük maddi sorumluluklar istemeyen şeyler bile göreceksiniz İkizdere’nin çehresini değiştirmeye yetecek. İnşallah Mevla, göreve gelmeyi nasip ettiğinde, sözünü ettiğimizden daha fazlasını yapmaya aday olduğumuza da göstermemize fırsat vermiş olacak.

Röportaj: Serdar ARDAL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.