GÖÇ OLGUSU

nbiber

Göç, İnsanların tek tek ya da topluluklar halinde, yaşadıkları yerleri, uzun ve kalıcı olarak değiştirmeleridir. Göçler, politik, ekonomik, toplumsal, coğrafi, dinsel vb. olmak üzere birçok nedenden dolayı gerçekleşir. Eski dönemlerde, insan toplulukları kuraklık, toprakların verimsizliği, sert iklim gibi doğa koşullarına karşı güçsüzlüklerinden dolayı göç etmek durumunda kalırlardı. Ancak, günümüzde göç büyük ölçüde, insanlar ve toplumlar arasındaki sosyo-ekonomik ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Düşman işgali altındaki bir ülkeden toplu kaçışlar (politik göçler); iş bulmak ya da daha iyi kazanç elde etmek amacıyla yapılan göçler (ekonomik göçler), günümüz dış göçlerinin asıl karakterini oluşturmaktadır. İç göçler ise genellikle kırsal kesimden kente olan göçlerdir; bunlarda en önemli etkenler, köy nüfusunun kalabalıklaşması, iş alanının darlığı, toprak yokluğu vb.’dir.

Göçün Nedenleri;İnsanların da hayvanlar gibi kıtlığa karşı ilk tepkileri yiyecek peşinde başka yerlere gitmektir. Kıtlık bölgesinden kaçanların meydana getirdiği göçler Ortaçağ Avrupası’nda sık rastlanan olaylar arasındaydı. Çeşitli doğal afetler bugün bile Çin’de göçlere yol açıyor. Rusya’da 1921-1922′deki ihtilal ve iç savaştan sonra meydana gelen kıtlık milyonlarca insanı göçmeye zorlamıştı. Tarihin en büyük göçlerinden biri olan bu hareket sırasında her gün binlerce kişi yol kıyılarında ölüp kalıyordu.

İklim değişiklikleri, daha başka felaketler insan topluluklarını göç zorunluğu ile karşı karşıya bırakır. Bundan daha önemli bir başka nedende doğrudan doğruya nüfus yoğunluğunun artmasıdır. Hemen her milletin masallarında, atalarının artık yer bulamadıkları için yurtlarından göçme zorunda kaldıklarını anlatan bölümler vardır. Örneğin, Ergenekon Destanı, yeşil bir vadiye yerleşip çoğalan Türkler’in zamanla buraya sığamayıp göç zorunda kaldıklarını anlatır.

Tarihin çok geniş bir kısmında insanların en büyük amacı sadece yiyecek bulmak, yiyecek peşinde koşmak olmuştur. Av hayvanlarının bol, bitkilerin zengin olduğu bölgeler insanlar için iyi birer yerleşme alanı olmuş, buralara yerleşen insanlar rahatça çoğalmak olanağını bulmuştur. Ancak, her türlü ulaşım olanağından mahrum olan bu gibi bölgelerde iklim şartlarının değişmesi, hattâ bir yıl kuraklık olması, kuvvetli olanların zayıfların yerine hücum etmesine, onları yerlerinden, yurtlarından sürmesine yol açıyordu.

Bu tür göçler bir havuza atılan taşa benzer. Atılan taş, durgun suların durumunu bir defa bozduktan sonra, dalgalar arka arkaya kıyılara doğru akmaya başlar. Eski çağlarda her türlü ulaşımın olanaksız olduğu göz önüne alınacak olursa, zamanla çoğalan toplulukların daima aynı yerde barınmalarına olanak kalmayacağı kendiliğinden anlaşılır. Güçlü bir kavmin öbürünün yurdunu işgal etmesi, bir havuza atılan taş parçası gibi, kavimlerin dalgalar halinde göç etmesine yol açmıştır. Yalnız, zamanla tarımın gelişmesi, insanların sadece doğal yiyeceklerle kalmayıp, kendileri de ürün yetiştirmeye başlamalarından sonra daha yerleşik medeniyetler kurulmuştur.

Önemli göç nedenlerinden biri de sosyal, siyasi veya dini baskılardan kurtulma isteğidir. Dini heyecanlar da zaman zaman halkın yer değiştirmesine yol açmıştır. Budizm’ de, Hristiyanlık’ta bunun örneklerine rastlamak mümkündür. Müslümanlık tarihindeyse, “göç” anlamına gelen “hicret” in önemli bir yeri vardır. Hicri takvim, Hz. Muhammed’in, taraftarlarıyla birlikte, Mekke’den Medine’ye göçtüğü milâdi 622 yılından başlar.

Göçler, genel olarak, birden ve toplu bir halk akını halinde değil, daha çok, ağır ve basamaklı bir yerleşme şeklinde olur. İngiliz coğrafyacısı E. G. Ravenstein’e göre, en çok görülen göçler kısa mesafeler arasında olanlardır. Çok uzak mesafelere yapılan göçlere ender rastlanır. Ravenstein insan topluluklarının yakın yerlere yaptıkları bu göç hareketlerine “göçler kanunu” adını verir. Ona göre, bu tip göçler bütün göçlerin dörtte üçü tutarındadır.

Göç hareketi insanlara yeni fırsatlar verir. İhtiyaçlarını en iyi şekilde gerçekleştirmek isteyen insanoğlu için göç, mesleki ve toplumsal bir hareketlilik sağlar. Ülkemizde tarımın ve sanayinin hızla gelişmeye başladığı 1950′lerden sonra göçler ön plana çıkmıştır. Tarımda makineleşme insanları kırsal yerlerden kentlere göç etmeye zorlamıştır.

İç göçün nedenleri;•Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı, • Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması, • Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi, • Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması, • Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması, • Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler, • Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, • iklim ve yerşekıllerının olumsuz etkileri, • Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkanlarının fazlalığı, • Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı, Türkiye’de iç göç, kırsal kesimde nüfusun artması ve kentlerde sanayileşmeye bağlı olarak, iş bulma imkanlarının gelişmesiyle artış göstermistir. Dolayısıyla iç göçteki en büyük etken ekonomik sıkıntılardır.

Dış göçlerin başlıca nedenleri;•Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi,• Tabii afetler,• Savaşlar,• Etnik nedenler,• Sınırların değişmesi,• Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi

1. Doğal Yıkımlar
Deprem, Heyelan, Kuraklık, Taşkın, Çığ, Sel olayları, Volkanik püskürmeler, Çölleşme gibi doğal yıkımlar göçlere neden olmaktadır. Örneğin, 23 Ekim 2011 Van Depremi sonrasında burada yaşayanların bir kısmı başka illere göç etmiştir.

2. Sosyal ve Siyasi Nedenler
Savaşlar, İşgaller, Devrimler, Terör olayları, Dini olaylar göçlere neden olmaktadır. Örneğin Sırpların işgali nedeniyle Bosnalıların bulundukları bölgeyi terk etmesi siyasi nedenli bir göçtür.

3. Ekonomik Nedenler
Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu bölgelerde iş olanaklarının az olması, göçlere neden olmaktadır. İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere İşgücü Göçü denir. İşgücü göçleri; Mevsimlik, Kısa Süreli ve Uzun Süreli olabilir. Örneğin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk işçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik işgücü göçüdür.Bununla birlikte göçlerin en önemli nedeni ekonomiktir.

GÖÇ KURAMLARI:
1.Ravenstein’ın Göç Kanunları
1885 ve 1889 yıllarında yayımladığı Göç Kanunları (The Laws of Migration) başlıklı iki makalesinde belirlediği yedi göç kanunu tartışmaya açmıştır. Bu göç kanunları şunlardır.
a-Göç ve mesafe
b-Göç ve basamakları
c-Yayılma ve emme süreci
d-Göç zincirleri
e-Doğrudan göç
f-Kır kent yerleşimcileri farkı
g-Kadın erkek farkı
2. İtme Çekme Kuramı
Lee ilk olarak göçlerin karakteristik temel ortak özelliklerini ortaya koymaya çalışmış ve bunun için de göçe ait itici ve çekici faktörleri saptamış, analizine temel oluşturacak dört temel faktör belirlemiştir. Bunlar,
1. Yaşanan yerle ilgili faktörler,
2. Gidilmesi düşünülen yerle ilgili faktörler,
3. İşe karışan engeller,
4. Bireysel faktörler
İtme ve çekme kuramına göre, hem yaşanan yerde hem de gidilecek yerde, itici ve çekici faktörler vardır. Hem itici hem de çekici faktörlerin birliği bir bütünlük oluşturmaktadır.
3.Petersen’in Beş Göç Tipi
- İlkel (primitive) göçler
- Zoraki (forced) ve yönlendirilen (impelled) göçler
- Serbest (free) göç
- Kitlesel (mass) göç
4. Kesişen Fırsatlar Kuramı
5. Merkez Çevre Kuramı
6. Göç Sistemleri Kuramı
Faist göç sistemleri kuramının üç ana niteliği olduğundan bahsetmekte ve şöyle sıralamaktadır:
1.Göç sistemlerinin, hareketlerin ortaya çıktığı bağlamları oluşturduklarını ve bu sistemlerin kalmak ya da gitmek tavırlarında etkili olduğunu varsaymaktadır.
2.Göç sistemleri kuramı göç sistemlerindeki süreçler üzerine yoğunlaşmaktadır. Hareket bir-defalık bir olay değildir, aksine zaman içinde bir olaylar silsilesini barındıran aktif bir süreçtir.
3.Ulus devletler arasındaki ekonomik eşitsizlikler ve göç alan ülkelerin kabul etme siyasaları gibi önemli etmenler bağlamında bireyler, hane halkları ve aileler kalış veya gidiş alternatifleri çıkış, fikirlerini ifade etme ve in situ adaptasyonun çeşitli biçimleri- ile başa çıkmak amacıyla stratejiler geliştirirler.
7. İlişkiler Ağı (Network) Kuramı

OLUŞUM NEDENLERİNE GÖRE GÖÇLER:
1. Gönüllü Göç:
- İnsanların bulundukları alanı kendi iradeleri ile terk etmeleridir.
- Bu göçlerin oluşumunda çekici faktörlerin etkisi vardır.
- Gönüllü göçe neden olan çekici faktörler:
• İnsanların içinde bulunduğu standartları yükseltme isteği
• Daha iyi eğitim alma isteği
•Sağlıkalış veriş gibi sosyal hizmetlerden daha iyi yararlanma isteği
• Kariyer yapma isteği
• Daha yüksek ücretli bir iş bulma isteği
• Kişisel özgürlük ve inançları daha iyi yaşama isteği
•Arkadaş, aile, akraba ve aynı kültürdeki insanlarla birlikte olma isteği
2. Zorunlu Göç:
- İnsanların bulundukları yeri kendi iradeleri dışında terk etmeleridir.
- Bu göçlerin oluşumunda itici faktörlerin etkisi vardır.
- Zorunlu göçe neden olan itici faktörler şunlardır:
• Savaşlar
• Doğal afetler
• Sosyal hizmetlerin yetersizliği
• Temel ihtiyaçların karşılanmasındaki zorluklar
• İşsizlik
• Dini, siyasi ve etnik baskılar
• Güvenlik ihtiyacı
• Baraj ve yol yapımı gibi devlet planlarının etkisi
SÜRESİNE GÖRE GÖÇLER:
1. Mevsimlik (Geçici) Göçler:
- İnsanların tarım, hayvancılık ve turizm gibi faaliyetler nedeniyle yer değiştirmeleridir.
2. Sürekli Göçler:
- İnsanların siyasi, sosyal, ekonomik ve doğal nedenlerle bulundukları yeri sürekli terk etmeleridir.
- Gönüllü olabileceği gibi zorunlu da olabilir.

MESAFESİNE GÖRE GÖÇLER:
1. İç Göç:
- Ülke sınırları içerisinde gerçekleşen göçlerdir.
- Sürekli olabilecekleri gibi geçici de olabilirler
- Ticaret ve sanayinin geliştiği bölgeler, verimli tarım alanları, zengin maden yataklarına sahip alanlar. turizm açısından cazip merkezler ve kültür kentleri göç çeken merkezlerdir.
- İç göçler;
• Kırdan kente
• Kırdan Kıra
• Kentten kıra
• Kentten kente doğru gerçekleşir.
2. Dış göç:
- Ülke dışına gerçekleşen göçlerdir.
- Sürekli olabilecekleri gibi geçici de olabilirler.
Beyin göçü nedir?Beyin göçü, yetiştirilmesi için büyük emek gerektiren veya yetiştiği halde İlgisizlik ve olanaksızlık nedeni ile istihdam edilemeyen bilim insanı, hekim, mühendis vb. gibi nitelikli insan gücünün daha gelişmiş bir ülkeye göç etmesidir. Beyin göçü genellikle gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru yapılmaktadır. Bu durumda gelişmekte olan ülkedeki yetişmiş insan ihtiyacı artmakta ve bu ülkeler için önemli bir kayıp oluşturmaktadır. Örneğin; Afrikalı ya da Asyalı ünlü bilim insanları batı ülkelerine gitmektedirler. Bu durumda gelişmeye muhtaç olan ülkeleri zor durumda kalmaktadır.
Göç, psikososyal bir travma, aynı zamanda sosyal bir acıdır. Bir insanın bir yerden başka bir yere göç etmesi yaşam tarzında bir farklılaşma meydana getirir ve psikolojik düzeyde yaralanma yaşanır. Değişim, bu acı ve sıkıntının sonucunda ortaya çıkar. Göç yaşayan insan da, bir yakınını kaybetmiş veya sevdiği bir şey hayatından çıkmış gibi matem tepkisi oluşur. Bu tepkinin sonunda çektiği acı, onu değişime götürür.Göç, ayrıca, insan hayatında doğurduğu çelişkilerle de dikkat çeken bir olgudur.
Sonuç;17 Aralık, sonrasında gerçekleştirilen yolsuzluk ve ruşvet operasyonu nedeni ile İktidar erki tarafından yerleri değiştirilen, toplam 3000’e yakın kamu görevlileri özellikle polisler, sosyolojik olarak bir göç olgusu ile karşı karşıya kalmışlardır.
Söz konusu kamu görevlilerinin göçlerinin nedeni, siyasimidir?, bu göçler hangi göç kuramına uymaktadır?, oluşum nedenlerine göre gönüllümü, zorunlumudur?, süresine göre geçici mi, sürekli midir?, mesafesine göre iç göçmüdür, dış göçmüdürler?, bu göçlerin beyin göçleri ile ilgisi var mıdır? Göç ettirilenler aileleri ile birlikte psikososyal travmalar yaşıyorlar mı?
Ailedeki bireyleri de dikkate aldığımızda 21.yüzyılda ileri demokrasinin yaşandığı bir ülkede toplam 3.000×5=15.000 kişi göçe zorlanmıştır, çocukların eğitimleri, yeni gidilen yerlere adaptasyon, sosyal acılar, çelişkilerin yarattığı travmalar v.s. sorunlar bir yana gerçekten bu göçlere gerek varmıydı?

Nizamettin BİBER

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.