İKİZDERE’NİN KÜLTÜR ROTASI VAR MIDIR?

2-3 Martta yapılan İkizdere vadisi ve Çağrankaya yaylası kar yürüyüşü etkinliğini Sosyal medyadan imrenerek izledim, organize edenleri, katılımcıları kutluyorum. Şimdi nerden çıktı bu diyeceklere hatta yazdıklarımı dışarıdan gazel okumak olarak adlandırılabileceklere rağmen ben yine de konu ile ilişkili olan “Kültür Rotası” kavramından bahsetmek istiyorum. Anadolu’da yapılan veya yapılması istenen sosyal, kültürel, ekonomik, bilimsel vb. aktivitelerin en temel sorunu bilimsellikten uzak kişisel olmaları ve süreklilik taşımamalarıdır.

Bir kültür rotası; Günümüzde yaratılmış veya tarihin belirli bir döneminde gerçekten kullanılmış, Üzerinde kültürel ve/veya doğal miras öğelerini taşıyan ve önemini bu miras sayesinde kazanan, Koruma, kırsal kalkınma ve turizmin geliştirilmesi gibi amaçlarla geliştirilebilen, Yerel, bölgesel veya ulusal ölçekli bir ulaşım koridoru şeklinde tanımlanıyor.

Kültür rotaları üzerinde ortaklaşan en temel bileşenler, somut ve somut olmayan kültürel miras öğeleri ile doğal oluşumlar şeklinde özetleniyor. Daha detaylı bakıldığında ise, kültür rotasının ana temasına, işlevine ve kapsamına bağlı olarak çeşitlenen bileşenleri şöyle sıralanıyor;

Tarihi kentler: Geleneksel kent dokularıyla ve özgün kent kimlikleriyle öne çıkan kentsel alanlar

Kırsal yerleşimler: Kırsal bölgenin üretim merkezleri olan ve geleneksel yaşamı temsil eden köyler, kasabalar

Geleneksel yaşam: Yemek, müzik, inanç, dil, el sanatları gibi coğrafyaya özgü yaşam öğeleri

Antik yerleşimler: Bir kent, kutsal alan vb. olarak algılanabilen arkeolojik alanlar

Tekil tarihi yapılar: Kilise, kale, köprü, değirmen, endüstri yapısı gibi kırsal arazide veya kent içerisinde bulunan tekil yapılar

Doğal çevre: Vadi, kanyon, zirve, kıyı, göl gibi farklılık sunan doğal oluşumlar

Yaban hayatı: Özel nitelikli flora ve fauna alanları

Bir kültür rotası bu bileşenlerden birinin daha baskın olmasıyla şekillenebileceği gibi, birkaçının bir arada bulunmasıyla da meydana gelebilir. Örneğin, Makedonya Kralı Büyük İskender’in MÖ 334’te, Anadolu ve doğuyu ele geçirmek üzere takip ettiği güzergâhta, kuşkusuz dönemin antik yerleşimleri ve askeri garnizonları başlıca öğeleri oluşturur. Geleneksel yemek kültürü temasıyla belirlenen bir rotada ise kırsal yerleşimler, tarihi kent merkezleri gibi mutfak kültürünün deneyimlenebildiği mekânlar öne çıkacaktır. Ancak her koşulda, bir kültür rotasının çok sayıda kültürel ve doğal varlığı sistematik şekilde bir araya getiren bir araç olduğu söylenebilir.

Yeni bir kavram veya kategori olarak kültürel rotalar düşüncesi, bir rotanın kapsamında bulunabilecek diğer kültürel varlık türleriyle (anıtlar, kentler, kültür peyzajları, endüstri mirası vb.) çatışmaz veya çakışmaz. Rota, tüm bu varlıkların sahip oldukları önemi arttıracak bir sistemdir.

İnsanoğlu ilk çağlardan günümüze, bazen yakın çevresinde bazense tanımadığı coğrafyalarda seyahat etmeye devam ediyor. Seyahat olgusu, başlarda barınma ve yemek bulma gibi yaşamsal ihtiyaçların giderilmesini sağlarken, tarih boyunca dini, ticari, askeri ve sosyal amaçlarla yeni şekillere de büründü.

Kimi zaman bireysel, kimi zaman gruplar halinde; planlı veya planlanmamış bir rotada farklı ulaşım seçenekleriyle ilerlemek, yolculuk sırasındaki en temel harekettir. Bu hareket sırasında gözlenen doğal oluşumlar, yerleşimler, insanlar ve olaylar ise yolculuk deneyimi dediğimiz olguyu meydana getirir.

İnsan hareketine dair izleri barındıran bu tip ulaşım güzergâhlarına, dünyanın her yerinde, insanın yaşadığı, ürettiği ve geçtiği tüm alanlarda rastlanmaktadır. Bulunduğu konum, iklim ve arazi çeşitliliği, uygarlıkların zenginliği gibi koşullar düşünüldüğünde ise Anadolu’nun da bir yollar coğrafyası olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kültür rotalarının sınıflanması, kullanımı ölçekleri, kapsamları ve amaçları doğrultusunda değişebilir. Buna göre yürüyüş, bisiklet, araçlı tur, tırmanış rotaları gibi örnekler verilebilir. Aynı zamanda kullanıcı profili, zaman, ilgi alanı, zorluk derecesi gibi değişkenler de rota tasarımı ve kullanımını etkileyen konulardır.

Dünya ve Türkiye’deki kültür rotaları örneklerinin temaları, kapsamları ve işlevleri incelendiğinde, rotalar tarihsellikleri açısından iki ana gruba ayrılabilir, bunlar;

A- Tarihin belirli bir döneminde gerçekten kullanılmış ulaşım güzergâhları

B- Geçmişte kullanılmamış ancak çeşitli amaçlarla günümüzde planlanmış ve geliştirilmiş rotalar

İlk grupta yer alan kültür rotaları aynı zamanda ICOMOS’un tanımladığı rota kavramıyla da örtüşmektedir. Tarihin belirli bir döneminde ticaret, ibadet, göç, savaş, keşif gibi amaçlarla kullanılmış olan bu rotalar, üzerlerinde düzenli ve toplu nüfus hareketlerine sahne olmuştur.

İkinci grupta yer alan rotalar ise geçmişte gerçekten var olmamış ancak bugün belirli bir tema etrafında geliştirilen, kültürel ve doğal mirasın temel malzeme olarak kullanıldığı, planlanmış güzergâhlardır. Tematik rotalara bir örnek olarak, kültürel miras yanında doğal peyzajı da kullanan, böylece kırsal bölgelerle doğrudan ilişki de kuran Don Kişot

Bugün tasarlanan rotalar arasında, kültürel mirasın varlığı veya yoğunluğu gözetilmeden oluşturulan rotalar da bulunuyor. Özellikle doğal alanlar ve yaban hayatı değerlerine bağlı olarak geliştirilen ve doğa sporlarına olanak veren bu rotalar için uzun mesafeli aktivite rotaları da denebilir. Yürüyüş, tırmanış, bisiklet, atçılık, kano ve rafting gibi doğa aktiviteleri bu rotalardaki ana temalar olarak belirlenmektedir.

Anadolu’nun kültürel ve doğal mirası, kentleşme baskıları ve kırsal alanın terk edilmesi; enerji, ulaşım, turizm, gayrimenkul ve sanayi sektörlerindeki gelişme eğilimlerinin yarattığı tehditler nedeniyle her geçen gün biraz daha kırılgan hale gelmektedir. Yasal mevzuat ve koruma uygulamalarındaki zorluklar da düşünüldüğünde, yerel yönetimler, sivil toplum ve yerel halk açısından bu mirası korumak da giderek güçleşiyor. Bu noktada, özellikle bölgesel ölçekteki birleştirici, bağlayıcı yapıları sayesinde kültür rotaları, koruma alanında kolaylaştırıcı bir araç, fonksiyon olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kültür rotalarının yukarıda da açıklanan getirileri doğrultusunda, kentsel veya bölgesel bir yönetim paydaşı açısından rota planlamanın başlıca amaçları aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  • -Doğal ve kültürel mirası bütüncül şekilde korumak, yorumlamak ve sunmak
  • -Tekil miras alanlarından öteye geçerek bölgesel kimliğin algılanmasını sağlamak
  • -Kırsal kesimin özgün değerlerini canlandırmak ve tanıtmak
  • -Geleneksel üretim, yerel mimari gibi kaybolmaya yüz tutmuş değerlerin ekonomik potansiyelini harekete geçirecek projeleri geliştirmek
  • -Kitle turizmi ve her şey dâhil turizm tiplerine alternatif yeni turizm alanlarını geliştirmek
  • -Sahil şeridi, hassas arkeolojik alanlar ve tarihi kent merkezleri gibi turizm aktivitelerinin yoğunlaştığı noktalardaki baskıyı hafifletmek
  • -Hizmet sektörüne küçük ölçekli yatırım alanları yaratarak, bölgesel kalkınmayı desteklemek
  • -Yerel paydaşlar arasında yatay işbirliği zeminleri oluşturmak
  • -Yerel kesimde koruma bilincini geliştirmek, farkındalık yaratmak
  • -Alanı/bölgeyi deneyimleyecekler için nitelikli ve geliştirici bir seyahat deneyimi sunmak

Kısacası, kültürel ve doğal miras açısından zengin alanlarda, bölgesel ölçekli rotaların ve ağların planlanması, bu alanların sahip olduğu değerlerin bütüncül bir yaklaşımla korunması ve sunulması ile etkili sektörlerin yönlendirilmesinde önemli bir araç olarak kabul görüyor. Bunun yanında bölgesel bir rota planlanması ve uygulanması süreci; plansız kentleşme, kırsalın terk edilmesi, kültürel mirasın tahribatı, kontrolsüz madencilik, HES ve baraj inşaları, orman kayıpları gibi sorun alanlarına kamuoyunun dikkatini çekmek ve yerelde sivil kesimi etkin kılmak yönünde verimli bir araca dönüşme potansiyeli taşıyor.

Birçok örneğinde temel bileşenleri kültür mirası ve doğal yapı olan kültür rotalarının, bu bileşenlerin geleceğini planlamak, günümüz beklentilerini karşılamak ve çalışmaların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla belirli bir yöntem doğrultusunda tasarlanması gerekir. Çalışılan coğrafyanın araştırılması, anlaşılması, özgün temaların belirlenmesi, güzergâh seçimleri, proje geliştirme, ortaklıklar gibi bir seri başlığa odaklanması gereken bu yöntemin geliştirilmesi ve uygulanmasına en genel anlamıyla “kültürel rota planlama süreci” denebilir.

Planlama sürecine duyulan ihtiyacın nereden kaynaklandığına bakılacak olursa, öncelikle sistemli bir çalışma ile sürdürülebilir program ve projelerin elde edilmesi gerekliliği öne çıkmaktadır. Bugün miras odaklı birçok yerel ve bölgesel çalışmanın etkin hale geçememesine neden olan yöntem eksikliği, aynı zamanda kurulan işbirliklerinin, belirlenen hedeflerin ve atılan adımların uzun erimde sürdürülmesinin de önüne geçiyor. Bu nedenle temel yaklaşımı, buna bağlı olarak belirlenen temaları ve hedefleriyle bütüncül bir rota planlama çerçevesinin oluşturulması gerekiyor.

Çalışma sürecinde sağladığı yararların yanı sıra, bir kültür rotası oluşturulurken kültürel, sosyal ve ekonomik etkilerin düzenlenebilmesi de tanımlı bir tasarım ve planlama süreciyle mümkün kılınabilir. Kültürel ve doğal mirasın kırılganlığı, bu mirasın bütüncül şekilde anlaşılması, anlatılması ve korunması zorunluluğu, kontrolsüz turizm hareketlerinin bu miras ve yerel kimlik üzerinde yarattığı tehditler ile yerel kalkınmanın desteklenebilmesi gibi amaçlar bir coğrafyada kültür rotası geliştirmenin tanımlı bir planlama süreciyle sürdürülmesi gerekliliğini de doğuruyor. Planlama süreçlerinin kapsamına bakıldığında ise gerek mekânsal açıdan, gerekse paydaşların ve karar konularının çeşitliliği açısından geniş bir çerçevede çalışılması gerekiyor. Fiziksel ve sosyal boyutlarının genişliğine bağlı olarak bölgesel kültür rotalarının planlanmasında, detaylı arazi çalışmaları ve analiz etaplarından, yerinde yapılan toplantılar ve değerlendirme etaplarına kadar çok boyutlu bir planlama süreci tasarlanmalıdır. Aynı zamanda çok disiplinli (Tarih, arkeoloji, sosyoloji, mimari, ekonomi, ekoloji, sivil toplum gibi) bir çalışma yönteminin benimsenmesi gereken rota planlama süreci, bölgenin mekânsal boyutları kadar, sosyal ve ekonomik yönlerini de incelemeli ve bu başlıklar için de kararlar üretebilmelidir.

Türkiye’de planlanmış ilk rota 1999 yılından bu y ana kullanılan Likya Yolu’dur. Fethiye’den Antalya’ya ulaşan güzergâh, tüm Teke Yarımadası kıyılarını izlerken, antik Likya uygarlığının günümüze ulaşmış kentlerine ve tekil izlerine de uğrar. Likya Yolu’nun ardından St.Paul Yolu, Kaçkar Rotaları gibi çalışmalar devam etmiştir.

Altyapı, Süreç Hazırlığı; Rota planlama süreçlerinin öncelikli koşulu yatay işbirlikleridir. Birden fazla yerel idari birimin bir araya gelmesi ve ortak bir süreci yürütmesi gerekir. Bu nedenle, yönetsel yapılanmada yerel yönetimlere büyük görev düşer. Uzun soluklu bir çalışma gerektiren rota planlamanın sürdürülebilir ve işlevsel olması, kurulacak ortaklıklara ve yerel yönetimlerin kararlılığına bağlıdır.

Planlama sürecinin başlangıcında; süreci yürütecek aktörler, katılımcılar, ekipler, rol paylaşımları, finansman kaynakları, taslak süreç çizelgesi gibi konuların belirlenmesi önemlidir. Aynı zamanda çalışmanın nasıl ve hangi ilkelerle yürütüleceği netleştirilmelidir. Bu hazırlık doğru yapıldığı takdirde, başlanan rota planlama süreci rahatlıkla ilerletilebilir ve sonuçta özgün bir çalışma elde edilir.

Planlamada ilk adım, belediye kadrosundan doğal ve kültürel miras konularında çalışan birkaç kişilik bir ekibin hazırlık sürecini başlatması olmalıdır. Sürecin başından itibaren, rota planlama konusunda alan deneyimine sahip uzman bir kişi teknik çalışma birimi bünyesinde yer almalıdır.

Çalışma Birimleri; Öncelikle araştırmadan uygulamaya dek tüm süreçlerin yürütülmesinden sorumlu çalışma birimleri oluşturulmalıdır. Bu birimlerin temel hedefi rota sistemini; mirasın korunması, bölgesel değerlerin tanıtılması, kırsal kesim başta olmak üzere yerel kalkınmanın desteklenmesi konularında etkin ve sürdürülebilir hale getirmek olmalıdır.

Kültür rotasının başarıya ulaşması ancak “ortak hareket” eden yerel yönetimlerle mümkündür.

Bu hedefe yönelik çalışacak, planlama, projelendirme ve izleme süreçlerinden sorumlu bir yapıda, ortak hareket edecek çalışma birimleri ve sorumluluk alanları aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Yönetim komitesi ; Yerel yönetim ve kamu kurumları il temsilcileri, Karar alma süreçlerinin takibi

Çalışma birimlerinin koordine edilmesi, Bölgesel ve ulusal ortaklıkların kurulması, Bütçe organizasyonu, Parasal kaynakların araştırılması ve sağlanması, Planlama ve proje birimi, İlçe belediyeleri, STK, müze ve özel sektör temsilcileri, Süreç planlaması, Lokal ölçekte koruma, kalkınma ve eğitim projelerinin üretilmesi, Eğitim organizasyonları (rehberler, öğrenciler, yerel halk)

Yerel katılım buluşmalarının düzenlenmesi, İletişim ve tanıtım stratejisinin oluşturulması, Konuyla ilgili çalışan uluslararası kurumlarla ilişkilerin kurulması ve yürütülmesi, Akademik çalışmalar ve uygulama örneklerinin takibi.

Teknik çalışma birimi; Yerel yönetim, STK ve müze temsilcileri, ilgili uzmanlar, yerel rehberler, gönüllü grupları, Arazi çalışmalarının yürütülmesi (değer ve güzergâh tespiti, yönlendirme, işaretleme vb.), Rota etaplarında bakım ve güvenlik çalışmalarının yapılması ve izlenmesi, Ziyaretçi yönetimi çalışmalarının sürdürülmesi, Koruma çalışmalarının sürdürülmesi, İletişim ve tanıtım stratejisinin uygulanması (web ortamı çalışmaları, rehber ve harita üretimi vb.), Kırsal nüfus, muhtarlar ve esnafla ilişkilerin yürütülmesi, Gönüllü çalışmalarının yürütülmesi.

Bilim kurulu; Yerel veya ulusal ölçekte; rota, kültür, ekoloji, arkeoloji, mimari, tarih, kırsal kalkınma, turizm vb. alanlarda çalışan uzmanlar, akademisyenler, Araştırma ve değerlendirme süreçlerinin yönlendirilmesi, Planlama ve projelendirme süreçlerinde danışmanlık sağlama, Koruma çalışmalarının desteklenmesi

Bütün paydaşların ortak ilkelerle hareket etmesi ve farklı konularda görüş birliğine varması bir ön koşuldur. Süreç boyunca düzenli toplantılar ve kurumlar arası canlı tutulan iletişim bu ön koşulları sağlamaya yardımcı olacaktır.

Duyarlı doğa aşığı birkaç kişinin hayata geçirdiği İkizdere’nin kar yürüyüş organizasyonu olduğunu, Kültür rotasının olmadığını biliyorum. İkizdere’ye yönelik yapılacak kültür rotası çalışması için; 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Kültür Rotaları Derneği kurulmuş, dernek çalışmalarıyla bugün işaretlenmiş ve tanıtımı yapılan 17 güzergâhtan yararlanılabilinir diye düşünüyorum. Bu konuda ise öncülüğü, bayraktarlığı yerel yönetimin yapması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Nizamettin BİBER


ÇAMLIK KÖYÜMÜZDEN YÖRE MİMARİSİNE ÖRNEK EVLER

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.