TÜRKİYE’DE LİBERALLİK

Kurucusu John Locke olarak kabul edilen liberalizm, bireyin özgürlüğünü, özerkliğini, temel haklarını garanti altına almayı amaçlayan ve bu nedenle siyasal iktidarın sınırlandırılması üzerinde duran bir düşüncedir. Liberal bir ülkede, Devlet verici değil korumacıdır, yasalar herkese eşit uygulanır. Hiç bir bireye veya zümreye yönelik yasa çıkarılmaz, geçmişe dönük yasa uygulanmaz ve en önemlisi yasalar, hükümeti dahil herkesi bağlar. Devlet bireyin özgürlüklerini korumak için pozitif hukuka başvurur ama bunu ancak birey isterse devreye sokar. Liberalizm önemli olan tabii hukuktur yani bireyler kendi işlerini kendi aralarında halletmeleri önemlidir. Liberalizmde kendiliğinden doğan düzen ve piyasa ekonomisi söz konusudur.

Ayrıca Liberallik, “Ülkelerde liberal sisteminin uygulanması yolsuzlukları büyük oranda çözecektir. Devletin küçülmesiyle elinde hiçbir KİT kalmayacaktır, bürokrasi büyük oranda azalacaktır, böylece yolsuzluk ve rüşvet zorunlu olarak azalacaktır. Devlet vergilerle artık KİT’lerin açığını kapamayacak ve daha dengeli biçimde kullanacaktır. Özel sektörün önündeki en büyük engel olan devlet küçülünce özel sektör hızlı bir şekilde büyüyecektir. Bankalar artık ayakta kalmak için zorunlu olarak Dünya standartlarında bir bankacılık yapacaktır. İnsanlar artık her şeyi devletten beklemeyi kesecek bu sayede insanlarda yatırımcı ruhu canlanacaktır.” Martavalı, palavrası üzerine kurulur.

Liberaller, hiç biri iktidara, orada oturan güce karşı baş kaldırmak, onun hatalarını söylemek, yanlışlarını göstermek, doğrulardan bahsetmek, kim olursa olsun tepedeki gücü eleştirmek gibi insana özgü erdemli davranış sergilemez. İktidara karşı her türlü yalakalığı yaparlarken, iktidar muhaliflerini, hatta Ulusal önderimiz Atatürk’ü şiddetle eleştirirler. Ülkemizde dikkate alınacak sayıda olmasalar da, iktidarlar, bunları emellerine ulaşmak amacıyla, güya var olan demokraside çoğunluğu elde etmek ya da var olan çoğunluğu kaybetmemek için onları başköşede beslenirler.

Türk liberallerin fikirleri tornadan çıkmış gibi aynıdır. Klişeleşmiş lafları vardır. Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp halkın önüne aynı şeyleri, fikirleri koyarlar. Örneğin; Nedir bunlar?, Kürtlere ana dilde eğitim, cem evleri ibadethane olsun, türbanlılar üniversitelere alınsın. Örneğin onlara göre yapılan her referandumdan sonrası Türkiye daha da özgürleşmiş olacaktır.

Liberalizm gündelik yaşantımızda bizi bilgisiz bırakır, Hem de bunu sadece ve sadece kendi işimize yarayacak çer çöp bilgi illüzyonlarını kafamıza doldurarak yapar. Ülkemizin düşünce tarihinde muhafazakârlık, sosyal demokratlık, sosyalistlik ideolojilerine sahip çıkan insanlar kendilerini sorgulamaya hiç ihtiyaç duymadan gönül rahatlığıyla, entelektüel roller yapar, bu rolü sürdürmeleri ise tuhaf ve anlaşılması güç bir deformasyondur. Şimdi aynı durum liberal düşüncenin de başına geliyor, Kendilerine liberalim diyen insanların çoğu dünyadaki gerçek liberallerin gördüklerinde utanacağı ve hayretle izleyeceği söylemler içindeler.

Klasik liberalizm, kuvvetler ayrılığına düşüncesinde merkezi önem vermesine rağmen, Türk malı liberallerin en ayırt edici özelliği, liberal düşünceyi evrensel düzeyde bir düşünce sistemine dönüştüren temel ilkeleri tamamen ayaklar altına almaları ve konjonktürden doğan geçici güç olanaklarına tapınmalarıdır.

Klasik liberal fikirlerinden ve prensiplerinden taviz vermez; bizimkiler ise kopyala ve yapıştır karakterlerine uygun biçimde esner, bu esnekliği özgürlüklerin sınırlarını genişletmek için değil kendi ilkesizliklerini sağlamlaştırmak için kullanırlar.

Klasik liberal düşüncenin özgür bireye yaşam ortamı sağlanması için gerekli gördüğü güçler ayrılığı, çoğulcu demokrasilerde dengelerin sağlanması için gereken karşılıklı fren mekanizmalarını, demokrasiye ancak müzakerelerle ulaşılacağını bizdeki liberaller unuturlar.

“Bit yavrusu, sirke” ve “Geveze, yılışık” gibi anlamlara gelen “yavşak” kelimesi, başka bir ifade ile bir şeye yavşama yani onun olmasını ısrarla isteme ya da o durumu ısrarla dahil olabilme, aşık gibi tutunma illa da benim olması için durduk yere övgü sıralamaktır. Toplum’da genellikle bu kelimeye uygun davrananlara hatta liberallere yönelik kullanmak yumuşak bir ifade olabilir.

Son tahlilde liberalizm pozitif değil negatif bir sistemdir. Birey devleti sürekli olarak kendi özgürlüklerine karşı bir tehdit olarak algılar bu yüzden devletin minimal bir şekilde kalmasını ister ve devleti sürekli denetler. Liberallik hakkında yapılan anlatım ve tanımlamaların hiç biri Ülkemizdeki liberalleri anlatmamaktadır. Ahlakları çıkarcı, pragmatist olan Türkiye’deki liberallerin gerçek anlamda evrensel liberallerle bir rabıtası yoktur.

Bizdekilerin amacı geniş katılımlı toplumsal mutabakat adı altında amaç baskın olanın diktasını kurmaktır. Türkiye’de, Milliyetçiğin ve muhafazakarlığın kaplamasını kazıyın altından liberallik çıkar.

Bireyin Önceliği, Evrensel İnsan Hakları, İlerlemecilik, Gelişme, Modernizm, Hukukun Üstünlüğü, Hukuk Devleti, Seküler Ahlak, Doğal Durum ve Uyum, Teşebbüs Hürriyeti, Serbest Piyasa, Serbest Ticaret, Sınırlı Devlet Müdahalesi, Akılcılık gibi süslü kavramlarla ilişkilendirilen Liberalizm tek Tanrılı dinlere benzer, Tanrısı ise paradır. Gerisi de özgürlük, fakirler ve yoksullar için umut, mutluluk, fayda, tatmin, iyilik, teselli, öykü ve kavramlarını içeren masal kısmıdır.

Nizamettin BİBER

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.